Son Yayınlar

Günün Sözü

04 Aralık, 2016

Kayıp Korkular

Havas Dua Hazinesi-Mustafa Ertuğrul

Basılı eserler arasında, Türkiye'de en çok rağbet gören kitap ise, Seyyid Süleyman el-Hüseyni efendinin "Kenz-ul Havâs" adıyla en son 1916 (1332)'da Eski Türkçe yayınlanan dört ciltlik eseridir. Defalarca yasaklanmasına rağmen, yeni harflerle ve sadeleştirilmiş bir dille kısaltılılıp tekrar basılarak el altından satılan Kenz-ul Havâs, aynı zamanda bu alanda kitap yazan birçok meraklının da ilham kaynağı olmuştur. Bunların içinde, Mustafa İloğlu'nun 1970'de yayınlamaya başladığı ve sonunda yedi ciltlik bir hacime ulaşan “Gizli İlimler Hazinesi”, ve Mustafa Ertuğrul'un “Dua Hazinesi” külliyatı kayda değer. Ancak, bunların ve benzeri kitapların birer “hazine” (kenz) olmaktan çok, baştan sona saçma sapan hurafelerle bezenmiş, ama aralara Kuran'dan ayetler serpiştirilerek mistik bir hava verilmeye çalışılmış tipik cehalet örnekleri olduğunu da belirtmek gerekiyor.


RAR PASS : kayipkorkularblog 



Blogumuzda Bulunan Diğer Kitaplar :




29 Kasım, 2016

Nikolay Nedelchev

Belmez Gizemi

Olayın aslı 1970'li yıllarda başlıyor ispanya'nın andaluzye eyaletinde Bélmez de la moraleda adında 2000 kişilik bir kasabada gerçekleşiyor.




Olayın başlangıçı maria ve juan çiftinin mutfakta gördüğü bir lekeyle başlıyor başta bunu pek umursamayan çift daha sonra bu lekelerin bir yüz şeklini aldığı kanaatine varırlar maria lekeleri deterjanla çıkartmaya çalışmıştır ancak başarılı olamamıştır.

Bu olaylardan etkilenen aile yüz silüetlerini betondan kazımaya karar verirler kazırlar fakat ertesi gün başka bir yüz silüeti ortaya çıkar bunun üzerine paranormal olaylardna şüphelenen çift bunu yetkili kişilere aktarmaya karar verirler ve yetkililer konuyu incelemeye alırlar incelemeye alındıktan sonra bu silüetlerin evin farklı yerlerinde çıkmaya başlar ve olay kasabada yayılır yayıldıkcada dış kasabalara yayılır ve duyan insanlar bu silüetleri görmeye başlar bu durumlardan sora belde turizm beldesi olur ve hergün yüzlerce turist bu paranormal silüetleri görmek için kasabaya akın ederler.




Bu paranormal olayın gerçeklşemesinin sebebini halk önceden kasabada olan müslüman mezarlığına müslümanların yattığı mezarlara hristiyanları gömmeye başladıklarından dolayı olduğu kanaatini getirmiştirler. Olayın yetkililer tarafından gerekli testler yapıldığında çinko-bakır-baryum-krom-fosfor ve kurşun çıktı ve bu silüetlerin kasti olarak cizildiğini söylensede diğer araştırmacılara göre boya kullanımı görülmediği ve bu belirtilerin kendiliğinden oluştuğu kanaatine vardılar ve analizler herkezin kafasınsa soru işareti bıraktı ve bu şekilde kaldı.

Medyum olarak tanınmaya başlayan mario gomes 2004 yılında vefat ettikten sonra psişik araştırmacı pedro amaros maria bu olayların araştırmasını yapmak için eve yerleşti yeni silüetlerin meydana çıktığını söyledi fakat bazı gazeteci ve araştırmacılar toplanarak bir kitap çıkarttılar los caras de belmez adlı kitapta belmez alçakları olarak tanıttıkları kitapta evde oluşan silüetlerin hepsi aldatmaca olduğunu yazdılar ve medya ile birlikte insanlars bunu bu şekilde göstererek inandırıldı fakat olay kesin bir netliğe kavuşmadığı için gizemli bir şekilde olay kapatıldı.

05 Kasım, 2016

Kayıp Korkular

Kamboçya'da Yüzü Asitle Yanan Adamın Korkunç Görüntüleri





Kamboçya'da çekilen videoda yüzü asitle yanmış ve görme yetisini kaybetmiş olan bir adam görüntülenmiş. Asit yüzünün büyük bir kısmını eritmiş ve daha sonra boyun bölgesini resmen ortadan kaldırmış. Göğüs ve omuz arasındaki köprüleri oluşturan bölge ise yanmadan dolayı katılaşmış gibi görünüyor.


Yanık izleri göğsünden aşağı bir yol gibi görülebilir. Dudakları ve ağzı ileri derece yanan adam ağzını kapatmada zorluk çekiyor hatta dudakları eridiği için kapatamıyor. Muhtemelen asit gözlerini de eritmiş göz kapakları da yok. Adamın gözleri görme yetisini veya gör yetisinin çoğunu kaybetmiş gibi görünüyor. Resmen korku filmlerden fırlamış olan bu video +18'dir. 18 yaşından küçüklerin izlemesi sakıncalıdır.

Videoyu direk konu altına koymadım sakıncalı görüntüler içeriyor.

VİDEO İÇİN TIKLA

Kayıp Korkular

Ejderhalar Gerçek mi ? Yoksa Bir Efsaneden İbaret mi ?


Ejderhalar Gerçek mi ? Yoksa Bir Efsaneden İbaret mi ?

Avrupa'da şanssızlık getirdiğine inanılır  yalnız uzak doğuda ise uğur ejderha ile her zaman bir tutulur ve saygı gösterilir. Çin'de 12 burçtan biri de ejderhadır. Avrupa'da bulunan pek çok efsanede kötü karakterin ta kendisidir. Uzak doğuda ejderhaların sonsuz iyilik, bilgelik ve bolluk getirdiklerine inanılır. Bir çok insan tarafından merak edilen tek soru ise ejderhalar gerçekte yaşamış mıdır yoksa efsane midir. Bu konuda bir çok tartışmalar yapılmıştır ve hala yapılmaya da devam edilmektedir. Hatta ejderhalar hakkında belgeseller dahi yapılmaktadır. Şüphesiz ki geçmiş dönemlerde bulunan bazı istisnai durumlar hariç  ejderha iskeleti sanılan iskeletler dinozor iskeletleridir. Efsanelere göre yumurtladıklarına inanılır. Bazı mitolojilerde yavrularına karşı şaşırtıcı ve aşırı iyi derecede bir anne olabilirler. Hazine biriktirirler ve onları canları pahasına korurlar. Dünyanın hemen her yerinde  ve ülkesinde ejderha efsanelerine rastlamak olağan bir durumdur.

Ejderhalar Gerçek mi ? Yoksa Bir Efsaneden İbaret mi ?

Yani velhasıl kelam, bu güne kadar hiç bir ejderha iskeletine, fosiline, yumurtasına ve kalıntısına rastlanılmamıştır. Efsanelerden ibaret görünüyor. Bu güne kadar ejderhalara ait olduğu düşünülen iskeletlerin dinozorlara ait olduğu defalarca kanıtlanmıştır.


Bilinen Tek Ejderha





Komodo ejderi , dünyada yaşayan en iri kertenkeledir. Komodo ejderleri en büyük 3 m uzunluğunda olur, ortalama ağırlıkları ise 70 kilogramdır. Adına ejder denilir fakat  aslına bakarsanız varan familyasındadır.

Genellikle Endonezya'nın Komodo, Rintja ve Flores adalarında bulunurlar. Otlak alanlarda yaşarlar. Komodo ejderleri çok iyi yüzer ve pençeleri sayesinde iyi tırmanırlar, gün boyunca aktif şekilde hareket halindedirler. Yılanlardan bildiğimiz gibi, uzun ve çatallı dillerini kullanarak yiyeceklerini bulurlar. Başlıca besinleri ise hayvan leşleridir. Aynı zamanda geyik ve yaban domuzu da avlarlar. Komodo ejderleri nadir olarak görülse de manda kadar iri hayvanları bile öldürebilirler. Salyasında bir çoğu tehlikeli 50'den fazla çeşit bakteri bulunur. Yemeklerinden geriye hiçbir şey bırakmazlar yani pis boğaz diyebiliriz :) Dişileri her yıl yaklaşık on beş yumurta yaparlar. Onları kuma veya toprağa gömüp, kuluçkaya yatarlar. Komodo ejderleri 1912 senesinde Komodo adasındaki araştırmalara kadar doğal çevreleri haricinde bilinmiyordu. Uzunluklarının tamı tamına 7 metrenin üzerine çıktığı iddia ediliyordu, lakin bilinen en büyük örneği, 3,50 metre boyunda ve 166 kg. ağırlığındadır.


etiketler : ejderhalar gerçek mi, ejderhanı nasıl eğitirsin, ejderhanı nasıl eğitirsin 3, ejderhanı nasıl eğitirsin 2, ejderhalar, ejderha oyunları, ejderha dövmeli kızı, ejderha filmleri, ejderha meyvesi, ejderha resmi, 

03 Kasım, 2016

Kayıp Korkular

Animizm Canlandırmacılık Nedir ?



Animizm Canlandırmacılık Nedir ?

Animizm ya da Canlandırmacılık olarak telaffuz edilen Latincede Anima, ruh, hayvan hayatının ilkesinden, Fransızcada ise Animisme, doğada insan ruhuna az çok benzer ruhlar bulunduğunu kabul eden bir dindir. Felsefede her nesnenin bir ruhi varlık veya ruh tarafından yönetildiğini kabul eden sistemdir.


Psikolojik olaylarda olduğu gibi hayatla ilgili olayları da düşünen bir ruhun yönettiğine inanan sistem Stahl doktrini. Stahl'ın animizmi hem mekanizme hem de vitalizme karşıdır. Mekanizm, hayat olaylarını yalnız fizik-kimya olgularından ibaret sayar. Vitalizm ise hayat olaylarını yarı maddi yarı manevi olan, hem fizik-kimya olaylarından hem de düşünen ruhtan ayrı bir hayat ilkesiyle açıklar. Şuur ve bitkisel hayat gibi iki ayrı ilkeyi varsayan vitalistlerin çifte dinamizminin (düodinamizm) aksine animistler hem hayatla ilgili olayları hem de psikolojik olayları tek bir sebebe, düşünen veya “akıllı” bir ruha bağlarlar.

Animizm özellikle Afrika ülkelerinde  inanılan bir dindir. Kenya, Kongo, Benin, Botswana, Madagaskar, Gine Bissau, gibi ülkelerde yaygın olarak benimsenmektedir. Ayrıca O Du halkı'nın da tarihsel dinidir.

Toraja Halkı Her Sene Ölüleri Mezarlarından Çıkarıyor

Animizm dinine inanan yerli halkı Toraja her sene festivallerinde ölüleri mezarlarından çıkarıyor, temizliyor ve güzel giysilerini giydiriyor. Deyim yerindeyse ölülerin yaşatıldığı yer diyebiliriz.


Festivalden Bazı Görüntüler.

Görüntüler +18'dir. 












etiketler : animizm nedir ? animizm inancı, animizm ekşi, animizm.tv, animizm okul öncesi, animizm örnekleri
Kayıp Korkular

Süper Dişi Sendromu Nedir ?



Süper Dişi Sendromu Nedir ? Süper Dişi Sendromu aslında bir tür kromozom rahatsızlığıdır. Kadın ve erkek birleşmesi sonucu döllenme sırasında kadına ait XX kromozomlarından birinin ayrılması gerekirken ayrılmıyor. Bu durumda bu XX kromozomlu yumurtanın X kromozomlu bir spermle dölleniyor. Bu döllenme nedeniyle XXX kromozomlu, yani 47 kromozomlu kadınlar oluşuyor. Süper Dişi Sendromu Nedir ?




Varolan istatistiklere göre her 1200 kişide bir görülen süper dişi sendromu iki kat zeka geriliğine ve kısırlığa sebeb olmaktadır. Süper dişi sendromu taşıyan kadınlar normal kadınlara göre aşağı yukarı aynı görünüme sahiptirler. Bu sebebten ötürü süper dişi sendromu taşıyan kadınların bir çoğu 47 kromozoma yani açıklamak gerekirse fazladan bir X kromozomu taşıdıklarını bilmezler. Bu sendromu taşıyan kadınlar geç konuşmaya başlar ve öğrenmede zorluk çekebilirler. Fazladan bir X kromozomuna sahip kadınların uzun boylu oldukları nadir olarak görülürken  büyük çoğunluğu kısa ve kilolu yapıdadır. Parmakları diğer kadınlara oranla daha kısadır ve çoğunluğu kambur görünür.

Erişkin yaşa geldiklerinde normal hayata uyum sağlayıp evlenebilirler. Bazılarının ilerleyen yaşlarda çocuk sahibi bile oldukları görülmüştür.

Örnek Resimler:








etiketler : freaks, süper dişi nedir ?, superwomen syndrome, süper dişi, süper dişi sendromu, süper dişi hastalığı, genetik hastalıklar, 47 kromozom kadın, süper dişi hastalığı olan ünlüler, süper dişi örnekleri, süper dişi sendromu ünlüler, süper dişiler, 

31 Ekim, 2016

Kayıp Korkular

Eski Türk Destanlarında Bahsedilen Köpek Başlı Yaratıklar



Eski Türk Destanlarındaki Bahsedilen Köpek Başlı Yaratıklar 

İtbarak Nedir ?

İtbarak  eski Türk destanlarında bahsi geçen, Türklerin sürekli olarak savaş halinde oldukları, o dönemde yaşayan Türklerin kuzeybatısında bulunan "köpek başlı insana benzer yaratıklardır". Efsanelerde bahsedilene göre ilk olarak "Çok tüylü köpek" anlamında geçmiştir. Oğuz Kağan destanlarında , "İtbarak'ların meskeni, kuzey-batıya doğru uzanan, karanlık ülkelerin içinde bulunuyordu. Oğuz Han, 'İtbarak'lara karşı bir akın gerçekleştirmiş; fakat yenik düşmüş, dağlar arasında bulunan bir nehrin ortasında olan, küçük bir adacığa saklanmak zorunda kalmıştı.



Köpek Başlı İnsanlar


Bu adacıkta, savaşta ölen askerlerinden birinin karısı da doğum yapmak durumunda kalmıştı. Gelin görün ki buraya sığınan Oğuz Han'ın, ne bir evi, evi bırakın bir çadırı bile yoktu. Kadın çaresizlikten bir ağacın kovuğuna girmiş ve orada çocuğunu doğurmak durumunda kalmıştı. Oğuz Kağan, kadının sağlıklı doğum yapmasına çok sevinmiş ve çocuğa da, Kıpçak ismini vermişti. Eski Türk efsanelerinde Kıpçak isminin anlamı ise "ağaç kovuğu" anlamına geliyordu. Bilindiği üzere Kıpçaklar, Altay dağlarının batısından başlayarak taa Güney Rusya içlerine kadar uzanan, büyük Türk kitleleri idiler. Herhalde Kıpçak ismi de, çok eski çağlardan beri meydana gelmiş, bir kavim adı olmalıydı. Fakat Türk destanlarını kaleme alanlar, Kıpçak'la ağaç kovuğu arasında bir yakınlık bulmuşlar ve bu yolla, Kıpçak Türklerinin türeyişlerini anlatmak istemişlerdi. Az önce de söylediğimiz gibi, Oğuz Kağan, ikinci karısını bir göl ortasında bulunan küçük bir adacıktaki ağaç kovuğunda bulmuştu. 


etiket : itbarak pdf, itbarak nedir, itbarak 2, itbarak indir, itbarak ekşi, itbarak oku, itbarak efsanesi, itbarak pdf oku,

28 Ekim, 2016

Kayıp Korkular

Zonguldak'taki Cinli Köprünün Laneti



Merhaba Korku Severler, sizlere yine müthiş bir Cin Olayı hazırladık. Bizimle Kayıp Korkular Facebook Sayfası üzerinden iletişime geçen Burak Ersoy isimli arkadaşımızın başından geçen korkutucu ve ilginç olayı sizinle paylaşıyoruz. Bilindiği üzere cinler genel olarak ıssız,  viran ve pis yerlerde yaşarlar. Olay da tam olarak Zonguldak'ta bir köyde geçiyor. 


Saat kaçtı tam olarak bilmiyorum. Sanırım akşam 7 ye geliyordu. Civar köyün tekinde asker eğlencesi vardı. 3 arkadaş yola koyulduk. Koca köprü dediğimiz köprüden geçiyorduk yanımızda sigara ve kibrit vardı. 3'ümüz birer dal içecektik fakat civar köy olduğu için tanıdık olma ihtimali vardı. O yüzden bizde köprünün altında içmeye karar verdik fakat 1 arkadaşım hayır dedi çünkü o köprü lanetliydi oradan gece kimse geçmek istemezdi. Biz bunu dinlemeden indik köprünün altına içtik. Çok iyi hatırlıyorum sigarayı sol cebime kibriti de sağ cebime koydum. Biraz daha yürüdükten sonra paketin cebimde olmadığını fark ettim. Ama emindim koyduğuma. Neyse geri aramaya gittik en son köprünün altında içtiğimiz için oraya baktık ilk olarak bulamadık etrafa baktıktan sonra 20 metre sağımda kayanın üstünde paket altta kibrit üstünde dik bir şekilde duruyordu ve çok korkmuştuk. Yolumuza devam ettik. Aynı arkadaşım geri köye dönelim dedi fakat dinlemedik eğlenceye gitmeye karar verdik. Hava çok sıcak akşam olmasına rağmen. Hiç bir ağaç kıpırdamazken ceviz ağacı şiddetle sallandı. Bundan 1 hafta önce ceviz ağacın yanında cinler falan var demişlerdi. İnanmamıştım. Sonra önümüzde birisi bize yaklaşıyordu hemen aramızda şimdi kaçalım dedik kabul etmedim ben. Dedim ki ilk ayaklarına bakın ters ise hemen kaçacağız anlaştık. Yanımıza yaklaştıkça beyazlaşıyordu çok korkmuştuk. Bir anda aşağıdaki tarladan koşarak uzaklaştı ne olduğunu anlamadık ve hemen kendi köyümüze gittik. Dedeme anlattım buna benzer olaylar o köprüde olurmuş dedem küçükken ona da bu tür olaylar olmuş. Zonguldak Alaplıda bir köyde...

etiket : cinli köprü, lanetli köprü, korkunç köprü, zonguldak cinli köy, cinli köyler, köyü cinler bastı, korkunç köprü, cin hikayeleri, paranormal hikayeler,

27 Ekim, 2016

Kayıp Korkular

Eski Türkçe Büyü Kitabı : Irk Bitig Pdf İndir



Runik alfabesiyle yazılan eski Türkçe büyü kitabı: Irk Bitig

Eski Türkçeyle yazılmış ve Türklere ait fal ve büyü kitabıdır. Bin Buda mağaraları etrafında bulunan mabetlerde bulunmuştur. Bugüne kadar bulunan ve elde edilen en dikkat çekici eserler arasında yer alır. Orhun yazısı ve ya diğer ismi olan runik alfabesiyle kaleme alınmıştır. Yaklaşık tarihi 9. yüzyıldır yani 1200 yıla dayanan ve Uygur Budist rahipleri tarafından kaleme alınmıştır. İçeriği genel olarak buğdayla yapılan büyülere ait tarifnameler vardır. Ayrıca hayvan derisi ve kılından yapılan büyülere yönelik detaylı bilgiler vermektedir.


Yazma, ufak bir kitap hâlindedir. Sarı renkli, kuvvetli, kalın ve iyi bir çin kâğıdı üzerinde kaleme alınmıştır. Sayfalarının tam uzunluğu 13.1 cm, genişliği 8.1 cm, sayfaların her biri birbirine dikilmiş değildir, tutkal ile tutturulmuştur. Bu tutkal o kadar sağlamdır ki geçen uzun yıllara rağmen hâlâ gevşememiştir ve deforme olmamıştır. Çok fazla okuduğu ve kullanıldığı için sayfa köşeleri ve dış yaprakları oldukça deforme olmuş ve kırışmıştır. Keşke ataçı icad edeydiler :) Kâğıdın çok kaliteli bir cinsten olması, kitabın bu zamanlara kadar muhafaza edilebilmesini sağlamıştır. Toplam olarak 114 sayfa ve 65 paragraftan oluşur. Kitabın adı 101. sayfasında açıkça Irk Bitig olarak kayde geçilmiştir. Yani Irk “fal” ve bitig “kitap” kelimelerinden oluşan kitabın Eski Türkçe adı "Fal Kitabı" anlamına gelmektedir. 

Orjinal hali ve Çeviri olarak ikili bir şekilde sunulmuştur.



Blogumuzda bulunan diğer kitaplar :









Kenzül Esrar 



etiketler : ırk bitig indir, ırk bitig orjinal indir, ırk bitig çeviri, ırk bitig pdf indir, ırk bitig orjinal pdf indir, ırk bitig talat tekin, ırk bitig oku, ırk bitig türkçe, ırk bitig pdf,

25 Ekim, 2016

Kayıp Korkular

Ölüm Şekilleri ve Hissedilen Acılar



Merhaba sevgili korku severler, her zaman ki  gibi ilginç bir konuyle karşınızdayız '' Ölüm Şekilleri ve Hissedilen Acılar '' :) Her ölüm şekline, oluş durumuna ve tepkimesine göre farklılık gösterir. Sizlere bu yazımda hangi ölüm şeklinin ne kadar acı verdiğini anlatmaya çalışacağım. Ölüm hepimiz için kaçınılmaz sondur, hepimiz toprak olup organizmalara bakterilere yem olacağız. Bazen insanlar intiharın eşiğine dahi gelebiliyor, ben her zaman ne olursa olsun ''hayat yaşamaya değer'' diye düşünürüm. Onun için ne olursa olsun bu hayattan tat almaya, zevkini çıkarmaya bakın..

Bu arada Öldükten Sonra Vücuda Neler Olur ? adlı yazımız için TIKLAYIN.

Dikkat Okuyunuz!! Aşağıda verilen liste, hiç bir şekilde intihar olayına teşvik amaçlı yazılmamıştır. Yazı bilimsel olmamakla birlikte bilgilendirme amaçlı yazılmıştır. Ama yine de okurken ''Vay Bee'' diyeceğinize eminim.



Elektrik : 1000 volt yada üzerindeki elektrik akımına kapılmak.
Ölüm Süresi: Tam olarak iki saniye. 
Ölüm sebebi : İse iç organlarımızın yanması ve büyük doku kayıplarıdır. Yaralı yada sakat kalma durumu akımın kesilmediği sürece yoktur. Yani akım kesilse dahi yaklaşık olarak ihtimal  on milyonda bir. 
Hissedilen Acı Oranı: Çok kısa süreceği için yaklaşık olarak %25.

Kafaya Ateş Etme : Kafamıza pompalı ya da büyük kalibreli mühimmatla atış yapabilen bir silahla ateş etmek.
Ölüm Süresi : Yaklaşık olarak 1 saniye.
Ölüm Sebebi : Beyin ölümü gerçekleşmesi. Beraberinde çok hızlı kan kaybı ve tahtalı köy. Kurtulma şansı yaklaşık %3. Hissedilen Acı Oranı : Hızlı bir ölüm olduğu için %5.

İlaçla İntihar : Yüksek dozda herhangi bir ilaçtan bir kutu içmek aşağı yukarı 15-20 tane arası. 
Ölüm Süresi: On dakika 
Ölüm Nedeni: Karaciğer iflas bayrağını çeker veya kalp krizi geçiririz. İkisi bir arada da gerçekleşebilir. Kurtulma ihtimali yaklaşık %50 
Hissedilen Acı Oranı : %40

Bilekleri Kesmek : Bileklerde bulunan ana atardamarın olduğu yeri kesmek. 
Ölüm Süresi : 9-10 dakika
Ölüm Nedeni : Bilekler kesildiği zaman büyük bir acı bizi bekliyor fakat kan kaybına bağlı olarak acıdan eser kalmaz ve ölüm uykusuna dalarız. Yaralı olarak kurtulma şansı: %10 
Hissedilen Acı Oranı : %10

Boğaz Kesmek : Gırtlağı bıçakla veya her hangi bir aletle çeneye tam paralel olarak kesmek. 
Ölüm Süresi : 3-4 dakika. 
Ölüm Nedeni : Üst solunum yollarının tıkanması sonucunda nefes alamama ve kan kaybına bağlıdır. Yaralı kalma durumu %3 
Hissedilen Acı Oranı : %65 belki de iliklere kadar hissedilen bir ölüm yöntemidir.

Yüksek Bir Yerden Atlamak : En aşağı 50 metre yükseklikten sert bir zemine düşmek ve ya atlamak. 
Ölüm Süresi : 5 saniye.
Ölüm Nedeni : İç organlar patlar, kafatası yarılır ve yüksek ihtimalle kırılan kaburgalar kalbi parçalayabilir. Kurtulma durumu ise %5
Hissedilen Acı Oranı : %7

Yanarak Ölmek : Benzin veya yanıcı her hangi bir maddeyle yanmak. 
Ölüm Süresi : 5 dakika
Ölüm Nedeni : Doku kaybı, iç organların yanması ve patlaması, beynin akmasından kaynaklıdır. kurtulma durumu %12
Hissedilen Acı Oranı : %80'dir En çok acı çektiren ölümlerin başını çeker.

Donarak Ölmek: Çok soğuk eksi derecelerde bir ortamda hareketsiz bir şekilde beklemek.
Ölüm Süresi : 20- 100 dakika 
Ölüm Nedeni : Kan dolaşımı durur ve beraberinde beyine kan gitmez. kurtulma durumu %10.
Hissedilen Acı Oranı : %20.  Çekilen acı daha çok ölüme yakın olduğu vakitler değil de ilk zamanlarda olur.

Zehirlenerek Ölmek: Fare zehiri veya her hangin bir kimyasal madde almak.
Ölüm Süresi : Alınan miktara ve bünyeye göre değişmekle birlikte aşağı yukarı 15 dakika kadar sürebilir.
Ölüm Nedeni : Kaslar kendini kitler veya kişi kalp krizi geçirir. Solunum yetmezliği ve bunun akabinde akciğer parçalanması da bir diğer ihtimaldir. ölümden kurtulma durumu %50
Hissedilen Acı Oranı : %30

Etiketler : ölümler ve acıları, ölüm şekillerine göre acılar, ölümler ve acı çekmeler, intihar şekilleri ve acıları, ölünce ne kadar acı çekilir, hangi ölümle ne kadar acı çekilir,

23 Ekim, 2016

Kayıp Korkular

Ziyaretçimizin Başına Gelen Yaşanmış Karabasan Olayı



Olayı yaşayan arkadaş T.A. isminin gizlenmesini istediği için buna saygı duyuyoruz. Yazdığı metini harf dahi değiştirmeden aynen aşağıda paylaşıyorum.
 

''Ben son karabasan olayımı en son 5 sene önce yaşadım hatta yaşadığım en şiddetli karabasan olayıydı.''

Diye başladı sözlerine ve devam etti T.A. :


O ZAMANLAR 16 YAŞINDAYIM LİSEDEN YANİ OKULDAN EVE GELDİM YEMEĞİMİ YEDİM PROJE ÖDEVİMİ YAPTIM ONDAN SONRA BİRAZ TV İZLEDİKTEN SONRA BAYA HALSİZLEŞİP YATMAK İÇİN 11:45 CİVARI YATMAYA ODAMA GİTTİM ODAMDA ÇİFT KATLI RANZA BULUNMAKTA ERKEK KARDEŞİMLE BENİM ODAMIZ O ZATEN UYUMUŞTU BENDE PİJAMALARIMI GİYDİKTEN SONRA UYUMAK İÇİN YATAĞA ÇIKTIM VE YATTIM AMA BİŞEYİ UNUTMUŞTUM KÜÇÜKLÜĞÜMDEN BERİ YATMADAN ÖNCE 3 İHLAS VE 3 KEVSER SÜRESİ OKUYUP YATARIM AMA O GÜN YORGUNLUKTAN OLUCAK UNUTTUM SONRA HEMEN UYUMUŞUM VE RÜYA GÖRMEYE BAŞLADIM RÜYAMDA BİZİM LİSENİN ÖNÜNDEKİ CAFEDE OTURURKEN GARSON KIZIN BENİ MUTFAĞA DOĞRU ÇAĞIRDIĞINI GÖRDÜM BENDE GİTTİM SONRA KIZ BİRDEN BENİ SEVDİĞİNİ FALAN SÖYLEMEYE BAŞLADI BENDE ONU TANIMADIĞIMI VE ONA KARŞI BİŞEY HİSSETMEDİĞİMİ SÖYLEDİM SONRA O BENİ MUTFAĞA ÇEKEREK BENİ DUDAKTAN ÖPMEYE BAŞLADI TAM O SIRADA BİRDEN UYANDIM ÜSTÜMDE İNANILMAZ BİR AĞIRLIK VARDI SIRT ÜSTÜ YATIYODUM NE SESİM ÇIKIYODU NEDE HAREKET EDEBİLİYORDUM BİRDEN BİR ÇIĞLIK BENZERİ SES KULAKLARIMDA ÇINLADI SONRA BİRDEN DUDAKLARIM DIŞA DOĞRU BÜKÜLMEYE BAŞLADI BENDE O KORKU VE ŞAŞKINLIKLA HEMEN İHLAS KEVSER VE FATİHA GİBİ DUALARI OKUMAYA BAŞLADIM SONRA ÇIĞLIK SESİ BİR AN ARTTI SANKİ KULAKLARIM PATLAYACAK GİBİ HİSSETTİM KENDİMİ HAREKET ETTİRMEYİ BAŞARDIĞIM GİBİ ANNEMİ ÇAĞIRDIM VE ANNEM BENİ GÖRDÜĞÜ AN BAĞIRIP HEMEN KOLUMDAN TUTUP YÜZÜMÜ BİRDEN SOĞUK SU İLE YIKAMAYA BAŞLADI BEN NE OLDUĞUNU ANLAMADAN BABAMA AMBULANS ÇAĞIRMASINI SÖYLEDİ BEN O SIRADA ŞAŞKINLIKLA ACABA YÜZÜME BİŞEYMİ OLDU DİYE AYNAYA BAKTIĞIMDA ŞOK OLDUM ÇÜNKÜ YÜZÜMÜN SOL TARAFINA İNME GİBİ BİŞEY OLMUŞTU HASTANEDE KISMİ YÜZ FELCİ GEÇİRDİĞİMİ VE ANNEMİN SOĞUK SUYLA YÜZÜMÜ YIKAYIP OVALAMASI SAYESİNDE KASLARIMIN AÇILDIĞINI YOKSA BİRAZ DAHA GEÇ MÜDAHALE OLSAYDI YÜZ FELCİ KALICI OALRAK HASAR VERİCEKTİ SONRA EVE GELDİĞİMİZDE ANNEME YAŞADIĞI KARABASN OLAYINI BİLDİĞİ İÇİN ONA ANLATTIM BERABER ODAMA GİTTİK ANNEM ODAMI İNCELEDİ VE BİŞEYİ FARK ETTİ ODAMDA DUVARDA ARAPÇA ALLAH YAZAN HAT SANATINA AİT BİR TABLO VARDI VE TABLO TAM BENİM YATAĞIMIN AYAK İZASINA GELİYORDU ORDAN ALIP BAŞ UCUMA ASTIM ONDAN SONRA KARABASAN OLAYI TAM OALRAK YAŞAMADIM GELİYOR GİBİB OLDUĞU ZAMAN HAREKET ETMEMLE BİTTİĞİNİ FARK ETTİM O YÜZDEN NE ZAMAN YATARKEN ÜZERİME AĞIRLIK GELSE HEMEN KALKIP BİRAZ HAREKET EDERİM.


BAŞIMDAN GEÇEN GERÇEK BİR OLAYDIR HAYIRLI GECELER

etiket: korku hikayeleri, korku hikayeleri gerçek, gerçek korku hikayeleri, yaşanmış korkunç hikayeler, korkunç hikayeler, karabasan olayı, yaşanmış karabasan yazısı, korku yazıları, korktum
Kayıp Korkular

Meyhanedeki Hayalet Güvenlik Kamerasında !




Meyhanenin sahibi ve eşi dükkanı kapatıp gece saatlerinde temizliğe başladıkları sırada tuhaf ve ilginç olaylar yaşadı. Sonrasında güvenlik kamerasından görüntüleri izleyen çift dehşete kapıldı.



Korkutucu videonun başlarında meyhanenin sahibi Katie Ann Round, dükkanı kapatmadan önce yerlere paspas atmak için mekanın arka tarafına ilerliyor. Arkada bulunan holden kısa bir süre için çıkan kadının hemen arkasından, sarı renkte bulunan kaygan zemin uyarı tabelası birden bire kendi kendine hareket edip düşüyor.


Güvenlik kamerasından görüntüsünden çıkan Katie'nin ardından kısa bir süre sonra sarı kaygan zemin uyarı tabelası durduk yerde birden devriliyor. Tabelanın yere devrilmesinin hemen ardından olay yerine gelen Katie, eşi Ben Parkes'a yerde duran sarı uyarı tabelasını gösteriyor. Parkes, biraz korkmuş bir şekilde etrafı kontrol ederken arkasını döndüğü anda bu sefer duvara yaslı şekilde duran paspasın yere devrilmesiyle çığlık atmaları bir oluyor. İlginç ve korkutucu olayı gören çift korkuya kapılıp, hemen oradan sıvışıyor.

Meyhanenin Hayaletli Olduğuna İnanıyor

Bu görüntüler sonrasında açıklama yapan Ben Parkes meyhanin hayaletli olduğuna inandığını söylüyor ve ekliyor. Bazen Meyhanenin üst katından gelen adımlama ve yürüme sesleri duyuyoruz. Meyhaneyi devraldığımız kişiyede ulaşamıyoruz.


İŞTE GÜVENLİK KAMERASI GÖRÜNTÜLERİ :

Kayıp Korkular

Öldükten Sonra Vücuda Neler Olur ?



Herkesin merak ettiği ama düşünmemeye çalıştığı bir gerçek vardır, Öldükten Sonra Vücudumuzda Neler Olur? Gelin hep birlik bakalım ne oluyor :)


Kalbiniz iflas bayrağını çektikten hemen sonra, vücutta olacak tepkimeler ve reaksiyonlar gerçekten ilginç ve bir o kadar da şaşırtıcı.


Öldüğünüzde, henüz her şey tam olarak bitmiş değil çünkü vücudunuz bazı tepkimelere devam edecektir. Mesela kalp kan pompalayamadığı için hücreleriniz oksijen almayı kesecektir. 

Beyin ise, son andan itibaren artık bazı şeylerin artık eskisi gibi olmayacağını anlar, beyin dalgalarında azalmayı hisseder. Aktarma organları işini artık yapamadığı için bağlantıyı kopartır. 

Buna istinaden, yeterli oksijen olmadığı üzere, bütün kaslar gevşer ve bunun nihayetinde bağırsaklar ve mesane boşaltılır bundan mütevellit imam pamuğu anüse tıkar.

Bazı hücreler  yani bunlara bağırsaklarda yaşayan yaklaşık olarak 100 trilyon bakteri ve parazit de dahil yaşamaya devam eder ve farklı rollerde  oynamaya başlar.

İlk Etap Olarak :

Algor Mortis : Vücut bulunduğu çevrenin sıcaklığını alana kadar saatte yaklaşık olarak 1.5 fahrenayt ısı kaybeder.


İkinci Etap Olarak :

Livor Mortis : Artık fonksiyonsuz ve ölü olduğunuz içindir ki bütün kan ve sıvılar vücudun en alt kısmına doğru toplanmaya başlar. Bu nedenle görüntü olarak eskisi gibi parlak ve güzel bi görüntü olmaz. Ölünün ten rengine göre, koyu mavi veya morumsu bir renk alır.

Üçüncü Etap Olarak :

Rigor Mortis : Vücuttaki  kalsiyum'un meydana çıktığı andır. Kaslar 24 ve ya 48 saate kadar sert ve gergin şekilde kalmasına neden olur. Ölüm anında gözler açıksa, bir süre daha açık kalacaktır.






Kan dolaşımı sağlanamadığı için karbondioksit adeta sel gibi vücudunuzu sarar ve heryere ulaşır. Ph seviyesi arttığı için hücreler kendini bırakır.


Aşağı yukarı 3 gün sonra vücut aşırı derecede kokmaya başlar. Bağırsaklarda bulunan bahsettiğimiz bakteri ve mikroorganizmalar tüm vücudu bir virüs gibi sarar. En sevdikleri organ pankreas'ı ise tamamen tüketmeden durmazlar. Karın bu durumdan dolayı yeşil bir renk alır. Gaz birikmeye başlar ve kalmış olan en küçük bir atığı da dışarı atmaya çalışır. Putresin ve Kadaverin( proteinlerin parçalanması esnasında oluşan, pis kokuya sahip bir bileşen) kan damarlarına doğru yol alır ve vücudunuz, korkutucu bir şekilde sızmaya başlar ve yanınızda yaşayan canlı bir insanın kalması, en sevdiğiniz bile olsa, imkansız hale gelir. Çünkü koku dayanılmazdır.


Uzunca bir süre kangren olunduğu için renk tamamen siyaha döner. Vücut kokusu bazı böcek ve sinek türlerini müthiş derecede cezbeder. Karşı koyulamaz bir şekilde, vücuda yumurta ve larvalarını bırakırlar. Larvalar vücuttaki ölü dokulardan beslenmeye başlar yani ölü bedeni santim santim yerler. Ve artık geldik sona maggotlar yani sineklerin ve böceklerin, çürümekte olan insan ve hayvanların yaraları içerisinde bulunan larvaların genel adıdır vücudun yüzde atmışını bir haftayı bulmadan yiyip, tüketip bitirirler.

etiket : öldükten sonra ne olur, ölünce ne olur, ölünce vücuda ne olur, ölünce vucütta neler olur, ölünce nasıl çürür, insan nasıl çürür, çürüme, 

22 Ekim, 2016

Kayıp Korkular

Parapsikoloji Nedir ? Ne İşe Yarar ?



Merhaba arkadaşlar herkese korku dolu günler diliyorum sizlere bu makalemde Parapsikoloji Nedir ? Ne İşe Yarar ? konusundan biraz bahsedeceğim. İletişim Formundan bizlere gelen talep doğrultusunda incelemeye aldığımız bu konuyu sizlere sunuyoruz.



Parapsikoloji Nedir ? Parapsikoloji esasen duyu dışı algılama, psikokinezi, ölümden sonra yaşam yani öbür dünya gibi konularla alakalı paranormal konuların deneysel şekil yoluyla, çok disiplinli ve çok yöntemli olan halidir. Parapsikologlar tarafından, telepati, duru görü ve hipnoz gibi paranormal yetenekleri, psikokinezi fenomenini ve diğer çeşitli psişik fenomenleri konu alan bir bilim alanı olarak görülür. Ortodoks psikoloji bilimi tarafından, kapsam dışı ya da açıklanamaz kabul edilir.


Parapsikolojik deneyler prekognisyon ve telekinezinin varlığını test etmek için rastgele sayı üreteçleri kullanmayı, duyular dışı algılamayı test etmek için Ganzfeld uyarımını , duru görü ile kullanışlı casusluk bilgisi elde edilip edilemeyeceğini incelemek için Birleşmiş Devletler hükûmeti ile anlaşmalı olarak yürütülen araştırma denemelerini içerir. Bu deneylerin sonuçları bazı parapsikologlar tarafından psişik yeteneklerin varlığının bir göstergesi olarak değerlendirilir.




Buna rağmen, bilimsel görüşler bu psişik yeteneklerin olduğunun kanıtlanamadığı konusunda fikir birliğine varmışlardır. Eleştirmen çevreler görünen deneysel başarıların esasen yöntemsel açıklardan oluşabileceğini kanıtlamışlardır. Parapsikolojinin bilim olarak değerlendirilmesine itiraz edilmektedir. Birçok bilim adamı, parapsikologların psişik yeteneklere dair hiçbir kesin kanıt sunamamalarına rağmen bunları doğal olayları açıklamakta kullandıklarından parapsikolojiyi "sözdebilim" olarak görürler.



etiket: parapsikoloji nedir, parapsikoloji testi, parapsikoloji nasıl yapılır, parapsikolog, parapsikoloji bölümü, parapsikoloji kitapları, parapsikoloji ne işe yarar, parapsikoloji ile ilgili kitaplar, parapsikolog bul

21 Ekim, 2016

Kayıp Korkular

Kara Antlaşma Nedir ? ( Şeytanla Antlaşma)



Şeytanla Antlaşma


"Ruhunu Şeytana Satmak" deyimi ile aynıdır. Bu olay çok basit görünse de ebedi ve güçlü bir antlaşmadır. Şeytan büyü ustasının hizmetine girer ve her istediğini sorgusuz sualsiz yerine getirir. Bunun bir bedeli olacak tabi karşılığında büyü ustasının ruhu, bedenen ölünce şeytanın himaye ve emrine girer. Onun hizmetine geçer. Bu antlaşmadan bir çıkış yoktur yani bir sonu yoktur. Tek son ki şüphesiz yüce Rabbimizin bildiği kıyamet günüdür. Eğer büyü ustası, yaşadığı süre zarfında bu antlaşmadan cayarsa ki cayma hakkı yoktur, şeytan fiziki yaşamın sonlanmasını yani ölümü beklemek zorunda değildir ve Ruh`u istediği şekilde yönlendirebilir.

Ruhunu şeytana satarak ne kazancı olur insanın tartışılır tabi ama tercih meselesi diyerek satırlarımı sonlandırıyorum.

etiket : şeytanla anlaşma, kara anlaşma, kara büyü, şeytanla antlaşma, ruhunu şeytana satmak, ruhumu şeytana satmak istiyorum, şeytanla antlaşma yapma, ruhu şeytana satma, ruh antlaşması, ruh anlaşması

14 Ekim, 2016

Kayıp Korkular

129 No'lu Apartmanın Korkunç Hikayesi



Anlatılanlara göre 2009 senesinde meydana gelen hadisede ODTÜ'de öğrenci olan iki kız, gece saat 01:00 sularında mumlarla ve şamdanlarla tehlikeli bir kaç satanist ayin yaparlar. 129 numaralı apartmanın en üst katında yaşayan öğrenciler aynı gece yaşadıkları dairede esrarengiz bir şekilde ölürler. 




Apartmanda yaşayanlara göre öldükleri gece oldukça şiddetli bir zelzele olmuştur ve tüm apartmanda bulunan eşyalar sağa sola savrulup camlar ise kırılmıştır. İşin tuhaf tarafı o gece kayıtlarda bir deprem ya da zelzele benzeri bir olayın bulunmamasıdır. Bu hadise üzerine apartman sakinleri orayı dönmemek üzere terkeder. Belli bir zaman sonra içeri girmeye cesaret edenlerin söyledikleri tüyler ürpertici cinsten, tarif etmesi zor kokular duyduklarını, camların kendi kendilerine kırıldığını, duvarlarda anlayamadıkları semboller ve yazılar olduğunu, her baktıkları yerden siyah kedilerin çıktığını ve satanist sembolleri  gördüklerini söylüyorlar. Apartman adresi gizli tutulmakta ne kadar ulaşmaya çalışsak da ne yazık ki  bir bilgiye ulaşamadık. 

etiket : satanist semboller ev, satanist semboller, satanist ayin görüntüleri, satanist ayin işkenceleri, satanist ayin kedi kesme, satanist ayin evi, satanist apartman, satanist bina, satanist apartman odtü, satanist ayin görüntüleri, satanist ayin yerleri
Kayıp Korkular

Öldürülemeyen Adam : Grigori Rasputin




Grigori Rasputin Kimdir ?


Grigori Yefimoviç Rasputin 22 Ocak 1869 yılında Ural Dağları'nın eteklerindeki Pokrovskoye köyünde hayata geldi. Babası Yefim Yakoviç ve annesi Anna Vasiliyevna, çiftçilikte geçimlerini sağlıyordu. Köyün önde gelen ailelerinden biri olan Rasputin ailesinin kendilerine ait büyük toprak ve arazileri vardı. Rasputin daha ufak yaşlardayken iki kardeşinin suda boğularak ölmeleri Rasputini derinden etkiledi. Okuma-yazma dahi bilmiyordu. 1886 yılından 1901'e kadar geçen süre boyunca Rusya'da gezip her yerde vaazlar verdi.


Rasputin Çarlık Sarayına Giriyor

1905 Yılında St. Petersburg'da büyük bir dini toplandı vardı, Rasputin'de bu toplantıya katıldı. Orada Johann von Kronstadt' ın başı çektiği dönemin çok saygın din adamlarıyla tanıştı ve kısa zaman zarfında kendine bu çevrede saygın bir yer edindi. Bu sayede Çarlık Sarayına girip çıkmaya başladı. 1907 senesinde dönemin Çar'ının tek oğlu Aleksey hemofili hastalığına yakalandı. Doktorlar dönemin tüm tıbbi çabalarını göstermelerine rağmen çocuğun iç kanamalarını durduramadılar ve artık tıbbi olarak yapacak bir şey kalmadığını ve çocuğun yakın vakitte öleceğini Çar'a bildirdiler. Çarlık Sarayı camiasında ki varlığı ile bilinen Rasputin bu durumda son çare olarak Çariçe tarafından çağrıldı ve hipnotizma tekniğiyle çocuktaki iç ve dış kanamaları durdurdu.Bu başarısının ardından Rasputin, Çar ailesi için çok önemli bir şahıs haline geldi. Çar'a sürekli siyasi konularda fikirler vermeye başlamıştır. Benzer tedavilerini ve fikirlerini öldüğü yıl olan 1916'ya kadar sürdürümüştür.



Ölümü

I. Dünya Savaşında alınan yenilgi ve hezimetle beraber Çarlık rejiminin içinde olduğu kriz derinleşir. Sarayda stratejik bir etki alanı olan Rasputin, Çariçe Alexandra Fyodorovna aracılığıyla devlet ve ordu yönetiminde kendini bulmuştur. Uzmanların önerilerinin aksine kararlar alınmasına yol açar. Zamanla rejimdeki başarısızlıkların en büyük nedeni olarak görülmeye başlar. II. Nikolay' ında sırdaşı olması nedeniyle yakın çevrelerce Alman sempatizanı ve vatan haini olarak damgalanması uzun sürmez. Monarşinin devamını isteyenler arasında Rasputin'in ortadan kaldırılmasıyla beraber yönetimin düzeleceğine inananlar suikast düzenlemeye girişir. Suikastçilerin önde gelen ismi Prens Feliks Yusupov'dur. Sarayda verilen bir yemek daveti sırasında Rasputin'e siyanür verilir. Yemeğine ve kadehine siyanürün toz hali konulur fakat ilginç bir şekilde Rasputin pastaları yemesine rağmen zehirlenmez ve bununla birlikte ikinci atağa geçilir. Bu sefer silahla vurulur ve öldü zannedilir; ancak yine ilginç şekilde Rasputin ayağa kalkar Prens'in yakasına yapışır. Sonrasında ise bahçeye kaçarken güçlükle bir defa daha vurulur ve karların üzerine düşer. Hemen yaka paça bir köprüden buz tutmuş nehire atılır. Günler sonra köprüden yaklaşık olarak 140 metre uzakta cansız bedeni bulunduğunda hemen otopsi yapılır. Yapılan otopsi sonucu şasırtıcıdır. Rasputin'in ciğerlerinde hiç bir şekilde suya rastlanmaz  yani boğulmamıştır ölüm nedeni ise sırtından daha sonra göğüsünden ve alnından sıkılan üç kurşundan kaynaklandığı anlaşılır.