Son Yayınlar

Günün Sözü

11 Haziran, 2015

Dark Net

Rahatsız Edici Filmler (10 adet.)

Lost Highway (1997) – David Lynch



İstisnalar kaideyi bozmaz; ancak David Lynch’in filmografisinden rastgele bir film seçsek, o film büyük bir ihtimalle hali hazırda bir “rahatsız edici” sinema örneği olacaktır. Lakin, Lost Highway’in yeri, sinema tarihinin en tuhaf karakterlerinden biri olan Mystery Man’den mütevellit çok ayrı. Mystery Man’in ve Mystery Scene’in sürprizini buradan bozmak olmaz, Lost Highway şiddeti Lynch dokunuşuyla normalize eden, Lynch’vari bir pornografi takdim eden ve sizi içten kemiren ağır bir Lynch filmi, hem de en çözülemeyeninden…

Requiem for a Dream (2000) – Darren Aronofsky



İlk filmi Pi ile farklı türden bir bağımlılık ve rahatsız edicilik sunan Darren Aronofsky’nin karakter sayısını arttırarak toplumsal bir narkotik otopsi yaptığı filmi izleyen herkesin üzerinde ağır bir tesir bırakan türden. Tüm karakterlerini gittikçe daha aciz durumlarda konumlandıran ve her birini teker teker dibe vurduran Aronofsky seyircisinin canını özellikle yakmak istemiş ve kasten sınırları bu kadar geniş çizmiş gibi görünüyor. Lafın özü, Requiem for a Dream’i izlerken oturduğumuz koltuk daralırken filmi izlediğimiz perde genişliyor ve kendimizi çok ama çok kötü hissediyoruz.


Scrapbook (2000) – Eric Stanze



Scrapbook’u seyretmeye koyulurken tahammül çıtanızı epeyce yükseltmeyi sakın unutmayın. Zira izleyeceğiniz film, sadistliği olabilecek en kabul edilemez tercihlerle ve en mide bulandırıcı tepside sunuyor. Çünkü izleyeceğiniz film, sadece bundan keyif alabilenler için çekilmiş, iğrendirici bir istismar filmi. Scrapbook’un senaristi ve psikopat rolünü üstlenen oyuncusu olan Tommy Biando’yu, eğer ki bu zat-ı muhterem filmin hemen akabinde aramızdan ayrılmamış olsaydı, incelemek gerekiyordu. Ancak Tommy Biando arkasında bir mide bulandırıcılık bırakarak gitmeyi seçti. Scrapbook’ta sevmediğiniz insanlara önerebileceğiniz bir film olarak zihinlerinizde yer etti.


Bijitâ Q (2001) – Takashi Miike




Seyircisini yeri geldiğinde rahatsız etmek, yeri geldiğinde tiksindirmek, yeri geldiğinde sinirden kafasını duvara vurdurmak üzerine yazılmış gizli ve başarılı bir tezi olan Takashi Miike’nin kökten arızalı bir aileyi odağına aldığı bu hastalıklar yumağı artık kafasını dünya ötesi konulara yormak konusunda üstün yeteneklere sahip olan Japon halkının beden ötesi anatomisini su yüzüne çıkarıyor. Şimdiye kadar anlamışsınızdır zaten, Bijitâ Q’da şiddet ve cinsellik olağan; olağanlık ise olağandışı ve istenmeyen… İşin tuhafı, tüm yapısıyla korkutan bu film, bütün bu iğrençlikler yetmiyormuş gibi iyi ve izlenmesi gereken…


Oldeuboi (2003) – Chan-wook Park




Herkesin bildiği adıyla Oldboy, rahatsız edici bir intikam öyküsü başyapıtı ve sinemanın başyapıtları ailesinin en sıradışı üyelerinden biri… Rahatsız olmasının tek sebebi ise canlı bir ahtapotu midesine indiren ve bu sahneyi gerçekten çeken bir yönetmen ve bir oyuncu değil. Oldboy’un rahatsız edici olmasının birçok sebebi var ve bunların en önde gelenlerinden biri hiç kuşku yok ki filmin zeka dolu ve kusursuz senaryosu… Filmin abandone edici finalinden dem vurup dosyamızın temasıyla ilgili müthiş bağlantılar kurabilirdik, ama yapmıyoruz; şimdilik yapmıyoruz.


Ex Drummer (2007) – Koen Mortier




Rahatsız edici bir filme hapsolmuşken arada sırada gülebilmek güzel bir lütuf, güzel bir hediye; ancak her ne kadar akranları kadar olmasa da, fikriyle, diyaloglarıyla ve olay örgüsüyle, hayal nerede bitiyor gerçek nerede başlıyor pek açık etmeyen Ex Drummer, oldukça rahatsız edici. Özellikle Dries karakterinin özürlü insanlara karşı duyduğu derin nefret, insani duygularımızı fazlasıyla istismar ediyor ve yaralıyor. Bu esnada biz de çılgınca bir film izliyor olmanın suçluluk duygusuyla kendimizi bu sinemasal serüvene kaptırıyor ve –en azından- filmin sonuna kadar, yitip gidiyoruz.


Martyrs (2008) – Pascal Laugier




Yeni Fransız korku-gerilim sinemasının en net sezilebilen yönelimlerinden olan kanlı ve şiddet yüklü filmler kuşağının en kırmızı üyelerinden biri de Martyrs. İstanbul Bağımsız Film Festivali’nin 2009’da en çok ilgi çeken filmlerinden biri olan Martyrs, kaçırılan ve kendisine eziyet edilen çocuğunun intikamını almaya yeltenen bir ‘hanımefendi’nin korkunç intikam öyküsünü ele alıyor. Aslında filmin deşilecek pek bir noktası yok. Zira Martyrs, kemiksiz bir ‘gore’ örneği ve amacına ulaşıyor.


Enter the Void (2009) – Gaspar Noé




Filmografisindeki her filmin kendine özgü bir rahatsız ediciliği olan, yeni dönem Fransız sinemasının en dahi ve deli çocuklarından biri olan Gaspar Noé’nin son deliliği olan Enter the Void, hem sinemasal anlamda bir zirve hem de ürkütücü derecede stilize bir “türler ötesi” sinema örneği. İzleyicisi olarak filmin içerisinde konumlandığımız birkaç yer var, bunlardan biri başkarakterimizin gözleri, bir diğeri sırtı, diğerleri ise ötesi ve berisi… Anlamışsınızdır, Enter the Void’den kısaca bahsetmenin hiçbir yolu yok. Pornografiye ve bunun normalize edilmiş haline hazır olun, yeterlidir.


Gurotesuku (2009) – Kôji Shiraishi




Afişine “Hostel ve Testere yalnızca bir aperatif” yazan bu filmin bu “aşırı” iddialı yaklaşımı pek bir abartılı olsa da Guroteseku’nun “torture porn” filmlere meraklı olan seyirciyi fazlasıyla tatmin edebileceği aşikar. Tipik sinemasal normları aramaya çalışırsak, Guroteseku’da bir konu ya da sinemasal bir işleniş bulamayız. Çünkü film bir işkenceler silsilesinin kameraya kaydedilmesinden ibaret. Mideniz sağlamsa ve içinizdeki toplum-dışı, öfkeli ve kana susamış alt kimliğinizi bu tip filmlerle bastırıyorsanız, izlemenizde hiçbir sakınca yok.


Womb (2010) – Benedek Fliegauf




Distopik ve insan klonlamanın mümkün olduğu bir evrendeyiz. Bir adamı çok seven bir kadın, sevdiğini bir kazada yitiriyor. Bu çaresizliği içerisinde de onu klonlamak ve bir çocuk olarak yeniden yetiştirmek gibi, tuhaf bir imkan var elinde. Hem de kendi doğurarak ve kendi büyüterek… Benedek Fliegauf’un minimalist sularda gezindiği ve ensest kavramına ‘ilginç’ yaklaşımları nedeniyle rahatsız edicilik oranı sonuna doğru iyiden iyiye artan bu filmin dingin bir gariplik, rahatlatıcı bir rahatsız edicilik sunduğunu belirtmeliyiz.

Email Aboneliği için mail adresinizi girin.: